Bu yaz benim için çok boş bi yazdı önce onu söylemek istiyorum. Sıcaklarla birlikte şu üniversite olayları ömrümün bikaç senesini benden almış bulunmakta. Neyse ki artık üniversite konusu açıklığa kavuştu, İstanbul Üniversitesi'ndeyim. Şimdiye kadar hiçbir zaman hayallerimde yeri olmayan bir şehir, İstanbul.. Adına şarkılar, şiirler yazılan; büyük aşkların şehri İstanbul. Aslında başlı başına bir aşk.. -imiş- Yaşayarak öğrenmek lazım gelir bundan sonrasını.
Yeni bir hayata merhaba demiş bulunmaktayım haliyle. Yeni bir okul ve yeni yüzlerle birlikte yeni anılarla dolduracağım yeni bir şehir..
İtiraf edeyim İstanbul hakkında hiçbir fikre sahip değilim. Hayatımda biri okul gezisi biri babamın iş gezisi olmak üzere yalnızca iki defa gittim ve öyle İstanbul'u anlatan bir şeylerle karşılaşmadım henüz. O yüzden ruh halim biraz enteresan diyebilirim. Heyecan ve korkuyu birlikte yaşıyorum. Mutluyum; fakat yalnızca gidiceğim için. Hem 'uzak' değil miydi beni heyecanlandıran?
Inception'a gittim birkaç gün öncesinde de. Son günlerde izlediğim en iyi filmdi diyebilirim. Sonu şaşırtan filmleri her zaman iyi kabul eder zihnimiz ayrıca yanılıyor muyum? :)
Son demişken.. Lost'a bir buçuk ay önce başlamıştım ben. 6 sezonu birden izledim eve kapanıp. 6 sezonluk bir dizinin en kötü bölümünün final bölümü olması ne kadar acı bir şey. Şaka gibiydi. Hala şaşkınım. Bu kadar yaratıcı bu kadar zeki adamlar böyle bir sonu mu layık görmüşler acaba dünyaca ses getiren bir diziye. Benim Lost uğruna uykusuz kaldığım geceler, çektiğim baş ağrılarının haddi hesabı yok. Kaç defa rüyama girdiğini bile sayamadım. 6 sene boyunca sabredip bekleyen izleyicilere gerçekten üzüldüm. Tamam Lost'u kötülemiyorum, asla kötüleyemem. Ama şunu anladım ki Lost'u Lost yapan şey final değil, finale gelene kadar geçen süreçmiş. Derler ya başardığın değil nasıl başardığındır diye. Öyle bir şey olmuş. Neyse artık.
Bir Lost da geldi geçti işte..
Aslında anlatıcak şeylerim vardı ama acayip uykum geldi. Bir de size bir şey itiraf edeyim; küçüklüğümden beri en korktuğum şeylerden biri davulculardır. Sesine tahammül edemem. Artık davulcuya şikayet ederim diye korkuttular mı naptılar bilmiyorum. Hala müthiş bir gerginlik yaşıyorum şu sahur saatleri. O yüzden bir an önce uyumalı diyorum.
Herkese iyi sabahlar!
Inception'a gittim birkaç gün öncesinde de. Son günlerde izlediğim en iyi filmdi diyebilirim. Sonu şaşırtan filmleri her zaman iyi kabul eder zihnimiz ayrıca yanılıyor muyum? :)
Son demişken.. Lost'a bir buçuk ay önce başlamıştım ben. 6 sezonu birden izledim eve kapanıp. 6 sezonluk bir dizinin en kötü bölümünün final bölümü olması ne kadar acı bir şey. Şaka gibiydi. Hala şaşkınım. Bu kadar yaratıcı bu kadar zeki adamlar böyle bir sonu mu layık görmüşler acaba dünyaca ses getiren bir diziye. Benim Lost uğruna uykusuz kaldığım geceler, çektiğim baş ağrılarının haddi hesabı yok. Kaç defa rüyama girdiğini bile sayamadım. 6 sene boyunca sabredip bekleyen izleyicilere gerçekten üzüldüm. Tamam Lost'u kötülemiyorum, asla kötüleyemem. Ama şunu anladım ki Lost'u Lost yapan şey final değil, finale gelene kadar geçen süreçmiş. Derler ya başardığın değil nasıl başardığındır diye. Öyle bir şey olmuş. Neyse artık.
Bir Lost da geldi geçti işte..
Aslında anlatıcak şeylerim vardı ama acayip uykum geldi. Bir de size bir şey itiraf edeyim; küçüklüğümden beri en korktuğum şeylerden biri davulculardır. Sesine tahammül edemem. Artık davulcuya şikayet ederim diye korkuttular mı naptılar bilmiyorum. Hala müthiş bir gerginlik yaşıyorum şu sahur saatleri. O yüzden bir an önce uyumalı diyorum.
Herkese iyi sabahlar!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder