Geçmedi aslında. Uyuyamadım bütün gece. Ezanların okunduğunu, güneşin doğduğunu hatırlıyorum. Trafik sesleri yükselmeye başlamıştı ben uykuya daldığımda.
Gerçekten, insan hayatının her anına yaydığı birini böyle ummadığı bi anda kaybettiği zaman şaşkına dönüyormuş. Ne yapıcağımı bilemiyorum şimdi. Bir yandan kafamda soru işaretleri dönüp duruyor. Bir yandan bundan sonra 'onu düşünmeden' hayatımı nasıl yönlendirebilirim onu düşünüyorum. Bana 'hayatımız' demeyi öğreten adam bir telefon açıyor ve kendi yollarımızı çizelim diyor. Bunu kabullenemiyorum. Bir yandan ailemle mücadele ediyorum. Nasıl bir şeyin içindeyim aklım almıyor.
Sözler verilir sözler buharlaşır sözler uçar sonra yeniden verilir..
bu bi döngü.
Hayatımda ilk kez birine güvenmeyi denedim. İnanmayı denedim. Ait hissettim. Tüm benliğimi ona verdim. Çünkü o istedi. Ben sadece sevdim korkakça. Beni yüreklendirdi. Senelerini bana verdi beni değiştirdi. Bambaşka bi aşık çıkardı içimden. Kendini buldu bende. Ne zaman düşücek gibi olsam tuttu kolumdan çekti beni. Beraber baktık yükseklere, eleleydik hep.. Sımsıkı sarıldık, bırakmadık.. Öyle saftı ki..
Tüm tereddütlerimi bana unutturdu. O varken yalnız hissetmezdim ben. Bana söz verdirdi, kimseyi sevmiyceksin başka tamam mı dedi. Kimseyle evlenmiyceksin, aranızda yatarım yoksa dedi. Sen yalnız benim olucaksın.. Ben bakıcam sana böyle, kimsenin görmediği seni ben görücem dedi. Hayatımızı beraber kurucaz hepsini planlıcaz dedi. İşin en keyifli zamanı şimdi olucaktı oysa.
Bi keresinde şöyle demişti "Ben seni terk edemem. Sen de edemezsin. Zaten terk edeni diğerimiz bağlasın. Ayrılmayalım hiç."
Şaka gibi geliyodu o zaman bunlar. Bi gün gerçek olucağı hiç aklıma gelmemişti. Çünkü o bana bunu öğretmişti. Hayal kurmayı, inanmayı, sevmeyi öğretmişti. Hiçbi şey düşünmeden doya doya sevmeyi..
Ve ben nedenini bile anlayamadan bi aşk uçtu ellerimden.
Şimdi vakit şişelerin dibini görme bağıra bağıra şarkı söyleme vaktidir.
Gerisini sonra düşünürüz..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder